個人檔案Filosophi相片部落格清單更多 工具 說明

Filosophi

"Şeytan hayattır ve hayat ayrıntıda gizlidir!"

.... Filosophi

居住地
6月30日

Fani Eylemler

 
 
Şu dünya için yapılanlar,
bir gün kışın sona erip yazın geleceğini ve
tüm buzları eriteceğini bile bile buzdan evler,saraylar, köşkler yapmaya benziyor.
 
İnsanlar yaptıklarının sel gibi bir felakete dönüşüp kendilerini yutacaklarını bimeliler...
 
 
 

Demokrasi ve SEÇİM

Cumhuriyet 1923'de kuruldu. Fakat demokrasi bu ülkede hala oturmadı. Ve sanırım uzun süre de oturmayacak.

Demokrasi serüveni, yaklaşık 300 yıl önce 1789'da Tanzimat Fermanı ile başladı. Meclis kuruldu. Halk temsilcilerini(?) seçti. Sonuç olarak Osmanlı Devleti hızla çöküşe girdi. Meclise gayrimüslimlerde girebiliyordu. Tabi Rum, Ermeni ve Yahudiler bu fırsatı kaçırmadılar. Bu konuda bilgisiz halkı kandırıp onlar da meclise girdi. Tabi onlar Osmanlı için değil kendi milletleri için çalıştılar.

Bir zaman geldi İttihat ve Terakki Partisi 31 Mart olaylarını bahane ederek demokrasi tarihimizdeki ilk darbeyi yaptı. Ve devlete el koydu. Tek parti ile uzun süre Osmanlı'ya hükmedildi.

Cumhuriyet 1923'de ilân edildi. Bi süre sonra iktidardaki CHP dışındaki partiler kapatıldı. Bu II. Dünya Savaşı'na kadar sürdü. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye, Demokratik Avrupa'ya uymak için çok partili döneme geçti. Ardından Adnan Menderes önderliğinde Demokratik Parti kuruldu. Yapılan seçimlerde halkın büyük oyunu alan DP, tek başına iktidar oldu. Tam demokrasi artık geldi derken askerler postallarıyla Ankara'ya girdi. Ve devletin başına geçti. Anayasayı çiğneyerek Ankara'ya giren komutanlar1961 Anayasasını hazırladılar ve yürürlüğe koydular. Halkın seçtiklerine, kararı önceden verilmiş mahkeme yapıldı. Kimileri asıldı, kimileri sürüldü, kimileri hapse atıldı. Askerî hükümet 1962'de seçim yaptı. Demokratik Parti'nin devamı sayılan Adalet Parti'si oyların bir çoğunu aldı ve iktidara geldi. 12 Mart 1971'de Ordu İktidarı devirdi, istifa etmek zorunda bıraktı.

Artık gelenekselleşen darbe 12 Eylül 1980'de tekrarlandı. Demokrasi bir daha yara alıyordu. Her darbede olduğu gibi yeni bi anayasa hazırlandı. Asker bi süre iktidarda bulunduktan sonra yine seçimler yapıldı. 1998'de, bu sefer Post modern bir darbe daha yapıldı.

300 yıldır demokrasi denen yönetim biçimini kavramaya, uygulamaya çalışıyoruz. Sanırım demokrasi biz Türklerin layık olduğu bi yönetim biçimi değil. Başımıza biri gelecek. Bunu yapın, bunu yapın, şunu yapmayın diyecek. Biz de yapacağız. Yani demokrasi bize göre değil. Çünkü bize yüzyıllardır yalan söylenmiyordu. Biz de alıştık bize biz bizden zarar gelmez diye. Bunu bilenlerde bize karşı kullanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti doğru düzgün olarak, ülkenin kazanmasına yönelik olarak yönetilseydi şu anda hem Ortadoğu'da hem Asya'da hem de Avrupa'da sözümüz dinlenen bi devlet olurduk. Yanı başımızda Kürt devleti kurulmaya kalkışılamazdı. Sözde Ermeni soykırımı başımızı ağrıtmayacaktı. Aksine biz Ermenilerden, Türklere katliam yaptığı için tazminat alırdık. İsrail, Arap Yarımadası'nda katliamlar yapamazdı. Hatta belki İsrail diye bir devlet olmazdı. Musul, Kerkük ve Süleymaniye bizim topraklarımız olurdu. Ege adaları Yunanistan'ın değil bizim olurdu. Balkanlardaki Türklere sahip çıkabilirdik. Avrupa Birliği'ne girmemiz için Avrupa bize yalvarırdı. Türkiye Cumhuriyetleriyle birbirimize daha sıkı kenetlenirdik. Onlara sahip çıkardık. Elimizde  bolca bulunan Bor madenini daha iyi bi şekilde değerlendirirdik. Şu anda bor, Türkiye'de çıkarılıyor ve işlenmeden dışarı ihraç ediliyor. Ve bize işlenmiş hali kaç katı fiyatla satılıyor. Biz de alıyoruz. Vatandaşın cebine para, midesine aş girerdi. Türkiye'de fakirlik azalırdı. Bilime, bilim adamlarına önem verilirdi. Dine önem verilirdi. Tüketen değil, üreten toplum olurduk. Cahil değil, alim olurduk. Okullardan çıkanlar serseri değil bilim adamı olurdu. ÖSS olmazdı. Hastanelerde kuyruklar oluşmazdı. Bürokrasi böylesine acımasız olmazdı. Gençlik şuursuz olmazdı. Beyin göçü olmazdı. Aksine biz ülkemize devşirirdik zeki beyinleri. Türkiye'de korsan ürün olmazdı. Kayıt dışı ekonomi böylesine büyük olmazdı.. Herkes hak ettiği maaşı alırdı. İşsizlik azalırdı. Suç oranları düşerdi. PKK bu ülkeye burnunu bile sokamazdı. TV'lerde gereksiz programlar yayınlanamazdı. Benim aklıma bu kadarı geliyor. Ama tahmin ediyorum ki sayılacak daha çok fazla şey var.

Gün milli irademizi gösterme günüdür. Başka türlü belimizi doğrultamayız. Partilere oy vermeyin. İnsanlara oy verin. Sırf hemşeriniz diye birine oy vermeyin. İnsan olabilene, insan olmaya çalışana oy verin. Seçimden kaçmayın. OY VERİN. Madem bu ülkenin kalkınması bizim elimizde o zaman yapalım. En azından oyumuzu doğru insanlara verelim. Bu ülkeye hizmet edecek olanlara verelim. Aksi takdirde başımıza gelecekler de bizi etkileyecek.

 

 

Lozan'da Kazandıklarımız ve Kaybettiklerimiz

LOZAN'DA KAYBETTİKLERİMİZ

 

Ø      Kıbrıs, İngiltere'ye terk edildi.

Adada yaşayan Türkler, İngiliz vatandaşlığını kabul etmezlerse burayı terk edeceklerdir. (Madde 20)

Ø     İngiltere'ye 1.Dünya Savaşı öncesi sipariş edilen ve parası ödenen gemiler savaş çıkınca teslim edilmemiştir.

Bu gemilerin İngiliz malı olduğu kabul edilmiş…(Madde 58)

Ø      Türkiye, Mısır, Sudan, ve Libya üzerindeki tüm hak ve ayrıcalıklarından vazgeçti. (Madde 17-22)

Ø      Batı Trakya Yunanlılara bırakıldı. (Madde 1)

Ø      Yabancı askerlerin ülkemizde gömülü olduğu mezarlıklar, ilgili ülkenin toprağı kabul edildi. (Madde 28)

Ø      Boğazların kullanım hakkı 5 devletin kontrolüne verildi. Kıyıdan itibaren 8 kilometrelik alana asker sokamıyoruz. (Boğazların kullanımına ait sözleşme Madde 1-6)

Ø      Kapitülasyonların kaldırıldığı ilân edilmiş, buna rağmen ticaret sözleşmesinin 1.maddesiyle Türkiye'nin ithal ettiği mallara 1916 gümrük vergisi uygulanacak…

Ø      Rum-Yunan ve Türk azınlıklar karşılıklı olarak değiştirilecek. Ancak bu konudaki sözleşmenin 1 ve 2. maddelerine göre, İstanbul'da oturan Rumlar ile Batı Trakya'da oturan Türkleri kapsamayacak.

Aslında bu sözleşmede ilginç bir husus var. Rumlardan bahsedilirken Rum diyor, Batı Trakya'daki Türklerden bahsederken "Müslüman "deniliyor.

Böylece Türkiye'nin bu bölgedeki herhangi bir olaya müdahalesi önlenmiş oluyor.

Ø      Sivil tutukluların değişimine ait anlaşmanın 1.maddesine göre, Yunan tutukluları Türkiye tarafından 2 hafta içinde geri verilecek iken, Yunanistan için " en kısa sürede" deniliyor. Yani zaman kaydı yok.

Ø      Ek protokolde, Türkiye ve Yunanistan karşılıklı ülkelerindeki Yunanlı, Rum ve Türkler için genel af ilan ediyor.

Bu aftan çok az sayıdaki Türk faydalanabiliyor iken, Anadolu'da katliam yapan, Osmanlı vatandaşı iken bu devlete ihanet eden yüzlerce, binlerce Rum ve Yunan affediliyor. (Madde 1-2-3-4)

Ø      Kapitülasyonların kalktığı bildiriliyor, ancak kalktığı bildiriliyor, ancak Adalet'e ilişkin protokole göre, Türk adaletini 5 yıl için Avrupalı yargıçlar denetliyor, mahkemelere karışabiliyor. (Madde 1-6)

Ø      Kapitülasyonların kaldırılmış olmasına rağmen, Osmanlı İmparatorluğuna verilmiş kısmi ayrıcalıklara ilişkin protokolün 2. maddesi şöyle:

"yeni ayrıcalık için uzmanlarca tespit edilecek şartlar, taraflardan biri yada ötekince uygun görülmezse, Türkiye hükümeti eski ayrıcalıkların sona erdirilmesi sebebiyle karşılaştıkları gerçek zarar için uzmanların haklı göreceği zarar giderini adı geçen ortaklara ödemeyi yükümlenir. " (Madde 2)

Ø      Yunanlılardan tazminat alınmamıştır.

Ø      Musul, Kerkük, Süleymaniye alınamamıştır.

Ø      Hatay alınamamıştır.

Ø      Ege adaları Yunanlılar ve İtalyanlara bırakılmıştır.

Ø      Ortodoks Patriği Ankara'nın arzusuna rağmen yurt dışına çıkarılamamıştır.

Ø      Kimi ayrıcalıklara ilişkin mektuplar da, Türkiye, Fransız ve İngiliz şirketlerine bazı ticari avantajlar sağlaması kabul ediliyor.

Mesela, Türkiye, demiryolu yapımı için uluslararası bir ihale açmışsa, bunu bu şirketlere bildirmek zorunda olacak.

Ø      60. maddeye göre; "gerek Balkan savaşları sonucunda, gerek iş bu antlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu'ndan kendilerine toprak verilmiş olan devletler, Osmanlı İmparatorluğu'nun işbu toprakları üzerindeki tüm taşınır ve taşınmaz mallarını, karşılıklı ödemeden söküp alacaklardır. "

 

LOZAN'DA KAZANDIKLARIMIZ

 

Ø      Batı, Türkiye ile eşit şartlarda masaya oturmayı kabul eder.

Ø      Kapitülasyonların büyük bölümü kaldırılır.

Ø      Dış borçların ödenmesinde kâğıt para kullanılması kabul edilir.

Lozan'da masaya oturan Türk heyeti zafer kazanmış bir ülkenin temsilcileridirler.

Savaş Yunanlılara karşı yapılmıştır. Yani Lozan, Türk-Yunan savaşının sonucunda toplanmıştır.

Lozan'ı bu zaferimiz toplatmıştır. O halde, Lozan'da karşımızda Yunanistan'ın olması gerekirken İngiltere, Fransa ve İtalya olmuştur.

Batı; Lozan'da bir devletler oyunu oynadı. Birinci Lozan'da direnen Türkiye, İkinci Lozan'da bu direnişi adeta teslimiyetçiliğe ve kabulcülüğe çevirdi.

Türkiye'nin istiklâlinin tanınması en büyük avantaj olarak kabul edilmektedir.

Ama bu avantajı ayakta tutacak maneviyat ve ruh öldürülünce Türkiye birçok problemle karşı karşıya kaldı.

İngiliz Avam Kamarası'nda, "Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?" diye yükselen itiraza Lord Gürzon verdiği cevapta: " Asıl bundan sonradır ki, Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları, maneviyat ve ruh cephelerinden söndürmüş bulunuyoruz! " demiştir.

Ben

Ben,
kalbimi,
Sadakatten yapılmış sandığın içine koyup,
Sevgimle kilitleyip,
Onu ruhumun en ÖZEL yerine gömdüm
Ta ki..

Esen...

Bazen esen bir fırtına gibisin ortalığı birbirine katan,
Bazen esen tatlı bir meltem gibisin ruhu okşayan,
Esen bir rüzgarsın bir orada bir burada, bir sert, bir yumuşak,
Kimi zaman hüznü, kimi zaman neşeyi taşırsın uzak kalplere,
Gönülden gönüle esen bir fırtınasın.
 
Yorumunuzu ekleyebilirsiniz
請稍候...
很抱歉,您輸入的回應過長。請縮短您的回應。
您尚未輸入內容,請再試一次。
很抱歉,目前無法新增您的回應,請稍後再試。
若要新增回應,您的父母必須先給您權限。要求權限
您的家長已關閉回應功能。
很抱歉,目前無法刪除您的回應,請稍後再試。
您已超過每日回應上限次數,請於 24 小時後再試一次。
由於系統顯示您可能傳送垃圾郵件給其他使用者,因此您帳號中的回應功能已遭停用。 如果您認為自己帳號遭錯誤停用,請連絡 Windows Live 支援
請完成下列安全檢查,以完成回應。
您輸入的安全檢查字元必須與圖片或音訊中的字元相符。
AVCI  
第 1 張 / 共 1 張
其他相簿 (1)